Hüsn-ı Hattın bütün çeşitlerinin genel özelliklerinden bahsetmemiz derin bir araştırma konusu olup hüsn-ı hattın temelinde yer alan aklâm-ı sittenin, (altı çeşit yazı) genel özelliklerine bir nebze değinmekle yetineceğiz.
Aklam-ı sitte nin de temelini teşkil eden Kûfî yazısından daha önce bahsetmiştik.
Şimdi aklâm-ı sitte yi oluşturan yazı çeşitlerini bir kere daha hatırladıktan sonra bu yazı çeşitlerini teker teker ele alalım.
Evet, kaynağını Kûfî yazısının teşkil ettiği aklam-ı sitte(Altı Kalem) şematik olarak gördüğünüz gibidir:
(1) Sülüs, (2) Muhakkak, (4) Reyhânî, (3) Nesih-Tevkî, (5) Rikaa ve (6) Ta?lik
15. asırda (Fatih ll. Bayezıt zamanında) Türk ve İslâm dünyasında bilinen yazı çeşitleri şunlardır:
1- Muhakkak, 2-Sülüs, 3-Nesih, 4-Muhakkak hâfî, 5-Reyhân Celî, 6-Sülüs hafî, 7-Nesh ı Celî ve diğer iki nevi (İnce nesih ve Nesih kırması), 8-Tevkîler, 9-Rika-ı Divânî, 10-Rikâa nevileri, 11-Sülüs-ü müselsel, 12-Gurâbî Celî ile beraber daha on hat.
Bunların çoğu metruktür,kullanılmamıştır. Lâkin hepsinin örnekleri gösterilebilir. (Türk Yazı Çeşitleri, s. 13)
Şimdi kullanılanlardan bahsedebiliriz.
SÜLÜS
HATT-I SÜLÜS:
Yazı hangi kalemle yazılıyorsa o kalemin kalınlığı ile karemsi bir nokta yapılır.İşte bu nokta, yazının harfleri yazılırken temel bir ölçü olarak kabul edilir.
Sülüs yazıdaki harflerin altıda dördü (4/6), altı noktadan dört nokta uzunluğu düz (tam düz değil,düzümsü, düze yakın estetik düz), iki noktası da devirlidir, yuvarlağımsıdır.
Sülüs Arapçada üçte bir (1/3) demektir.
Bu yazı çeşidinin sülüs adını alması, harfler yazılırken bu üçte iki ve üçte bir nispetin, bu ölçünün daima göz önüne alınarak yazılmasından ve sülüs yazısının kalınlığı 24 kıl kalınlığına bir tomar denilmekle bunun üçte biri 8 kıl kalınlığında sülüs kaleminin kalınlığını meydana getirmiş olmasındandır.Bu yazı çeşidini yazarken kullanılan kamış kalemin kalınlığı yaklaşık 2.1 (iki onda bir) milimetre olup biraz fazla veya biraz az olabilir.(1mm den az 3mm den fazla olamaz. 3mm den fazla olursa Kalın-Celi Sülüs,2.1mm den az olursa İnce Sülüs adını alır.) Bu kalemin kalınlığına sadece kalem de denir.
Sülüs kalınlığı, meşk kalemidir derken sülüs yazısının yazılırken kullanılması gereken kalemin kalınlığı kastedilir.
Bütün yazı şekilleri sülüsten çıktığı gibi sülüsü de kûfî yazılardan ibn-ı Mukle çıkarmış olup zamanımıza kadar çıktığı gibi ilk şeklini muhafaza etmiştir. Onun için sülüs yazı ummuul-hattır. hattın anasıdır. Müteaddit nevileri olan bir yazıdır. Büyükçe ve iri uçlu kamış kalemle yazıldığı için sülüs, kitap yazısı olamamıştır.
Sülüsün yazıların imzalıları çok makbuldür. Özellikle Şeyhe ve Yedikuleli Abdullah Eğrikapılı Rasim, Hafız Osman, Derviş Alilere eski ve yeni İsmail Zühdîler, Mustafa Rakım, Kazasker Mustafa İzzet, Mehmet Şevkî ve dayısı Hulusî, Şefik, Samî, Filibeli Arif ve Çarşambalı Arif Hasan Rıza, Hacı Kâmil, Hamid, Halim Özyazıcı,Prof. Ali Alpaslan,Hasan Çelebi. Fuat, Davud, Mehmet Osman kardeşler ve Adem,Hüseyin Öksüz,Hüseyin Kutlu,Ali Toy,Mehmet Memiş,Fevzi Günüç,Turan Sevgili ve bunlar gibi kıymetli hattatlara ait olanları derece derece kıymetlidir.
Yukarıda temas ettiğimiz gibi Sülüs meşk kaleminden 2.1 mm.den daha ince kalemle yazılan sülüs yazısına İNCE SÜLÜS denir.
Normal sülüs kaleminin ucu yaklaşık 2-3 mm. kalınlıktadır. Böyle olunca 3 mm.den daha kalın kalemle yazılan sülüs yazısına da iri, kalın sülüs anlamına gelen SÜLÜS CELİ veya CELÎ denir.
Genellikle tablolar ve camilerdeki süsleme yazıları KALIN SÜLÜS le,( SÜLÜS CELÎ) yazı şekliyle yazılır. Yerine göre istenilen kalınlıkla yazılabilir.
Hat üstatları, sülüs kalemini birinci derecede göstermişlerdir. Hat sanatında kufîden sonra başlı başına bir başlangıç, bir kaynak ve hat taliminde bir esas ve ölçü almışlardır.
Bu imtiyazlı karakteriyle sülüs kalemi ve yazısı;MİKYÂS?UL-HAT, MİZÂNUL-HAT? diye şöhret bulmuştur.
Sülüs daha çok hat öğrenmek için kullanılır.Kendinden sonraki Hüsn-ü Hat yazılarının temelidir.Sülüsün metânet ve kemâli; diğer hat cinslerine yayılır,nüfuz eder,onlarda görülür.
NESİH
HATT-I NESİH:
Vefâtının Hicrî 328, Milâdî 941 tarihinde olduğunu bildiğimiz Bağdatlı hattat aynı zamanda vezir olan İBN-I MUKLE, sülüs yazı çeşidinden NESİH yazsını bulmuş ve bulduğu bu nesih hattını Kuran-ı Kerim i yazmaya yarar surette güzelleştirmiştir.
İbn-ı Mukle ye İMAMUL-HATTATİN (Hattatların imamı, önderi) de denir.
Nesih yazısının kalınlığı sülüs yazısının üçte biri kadardır.Sülüs yazının 2/3ünü nesh etmesi ve Mushaf yazımında Kûfî yazının yerine kullanılarak, Kûfî yi nesh etmesinden dolayı bu yazıya NESİH denmiştir.Nesih kalem kalınlığı yaklaşık üç kıl kalınlığı kadar (0.7 mm), 1 milimetreye yakın ince kalemle yazıldığından sonradan tashihe düzeltmeye elverişli değildir.Bu sebeple yazanın ustalığını deneme bakımından hattatlar arasında bir mihenk (ustalık ölçüsü) olmuştur.Hattat Sami Efendi Nesih yiğit işidir demiştir.Başka yazılara nispeten daha kolay okunduğundan çok yayılmıştır.
Kuran-ı Kerim, tefsir ve hadis-i şerifler yazmakta çok kullanılmıştır.
İnce nesih ve nesih kırması diye iki şekli daha vardır.
Nesih yazıda elimizdeki en eski güzel örnekler Bağdatlı Ali bin Hilâl e aittir. Nesih yazıyı Amasyalı Yakutul-Mustasımî, yine Amasyalı Şeyh Hamdullah Efendi, İstanbullu Hafız Osman, Kayışzâde, Kebecîzâde ve emsalleri; 19.asırda Mehmet Şevkî Efendi ve bir çok Kuran-ı Kerîm yazan Şumnulu hattatlar, emsali ve muasırları kullanmışlardır.Bunlar içinde M.Şevki Efendinin Neshi zirvedir.
Nesih kitâbetinde dikkat edilecek hususlar;
1-Harflerin ve kelimelerin hem-âhenk olmalarıdır.Bir kıtada (sayfada veya eserde) aynı harf veya kelimelerin aynı güzellikte olması gerekir.( Şekerzâde ve Şimşîr Hafız? ın eserleri nesih yazısının güzel örnekleri ile doludur.M.Şevki Efendi,Nesih yazıda zirve.. )
2-İntizamla satıra dizilmiş olmalarıdır.
3-Tam bir tenasüp (uyum) içinde olmalarıdır.
MUHAKKAK
HATT-I MUHAKKAK:
Muhakkak yazı şeklini Hicrî 5. asırda yaşamış olan ALAEDDİN İBN-I BEVVAB bulmuştur.
Muhakkak yazı çeşidinin yazı kalınlığı , sülüs kalemi kalınlığındadır.
Muhakkak yazıda; harflerin bir buçuğu düz, mütebakisi yuvarlakçadır.Ayrıca dik ve yatay çizgiler,sülüsten 1-1,5 nokta daha uzundur.
Besmelenin dışında, muhakkak yazı şekli zamanımızda pek kullanılmamakta..
REYHÂNî
HATT-I REYHÂNî:
Reyhânî yazının da Hicrî 5. asırda yaşayan ALÂEDDİN İBN-I BEVVÂB tarafından icat edildiği söylenir.
Reyhânî yazı kalınlığı nesih kalınlığı gibidir.Muhakkak yazı şekline tabi bir yazı şeklidir.
Reyhânî yazıda gözü kapalı harf yoktur.
Önceleri Kuran Kerim ve dua yazmakta çok kullanılmış ise de sonraları kullanılmaz olmuştur.
Reyhânî, reyhâna mensub demektir.Yazının reyhâna,( fesleğene) şekil ve biçim bakımından bir benzerliği yoksa da güzellik bakımından reyhana benzetildiği için bu isimle anılır olmuştur.Nitekim Hz.Ali efendimizin güzel yazı gönüller reyhânıdır buyurması da bu güzel yazıya Reyhânî denilmesine sebep olmuş olabilir.Bu manada Nesih Yazının reyhanlığı,erbaplarınca malumdur.
Reyhânî, Muhakkak yazı kalınlığının üçte biri nispetinde ve her haliyle Muhakkak yazı çeşidinin üçte bir küçültülmüşünü hatırlatan bir yazı nevidir.
Muhakkak ve reyhânîde, her harfin asıl olan şekli yazılır.( ) mürsel vav (kuyruğu düz vav) gibi...Sülüste ,aslı yazılabildiği gibi harfin müvelled tarzı da yazılabilir.( ) mukavves vav (kuyruğu kavisli vav) gibi...
TEVKî
HATT-I TEVKî:
Bağdatlı EBUL-FAZL HAZîN tarafından icat edildiği söylenir.
Tevkî yazı şekline İCÂZET YAZISI deniliyorsa da Ecz. Uğur DERMAN Kalem Güzeli-1de İcâzet denilen yazının tevkî değil, rikaa olduğunu söylüyor.Osmanlıların bulduğu Rika yazı türü (el yazısı olup) Rika adan farklıdır.
Tevkî yazının kalınlığı nesih-sülüs arası olup sülüs kalemine daha yakın bir kalınlıktadır.
Tevkî yazı harflerinin genellikle yarısı düz, yarısı da devirli, yani yuvarlakçadır.
Tevkî yazısı; Ferman, Menşûr, Sufera, Nâme ve mahkemelerden çıkan vakfiye suretlerinde kullanılmıştır.
Ayrıca Tevkî bir şeyi vaki ettirmek, tesir? manasına geldiğinden dolayı beratlarda, resmî mektuplarda, tuğra imzalarında kullanılmıştır.
Tevkî kalemi sülüsün âdetâ süratli yazılan, itinasız, ihmal edilmiş bir şeklidir.
RİKÂA
(İCAZET YAZISI)
HATT-I RİKÂA:
Rikâa yazı çeşidinin de Tevkî yazısı gibi Bağdatlı EBUL-FAZL BİN HAZİN tarafından icat edildiği ( ve geliştirdiği ) söylenir,
Rikâa yazı şekli Tevkî yazı şekline bağlı ve Tevkî kırması gibidir. Kesin bir şekli olmadığı gibi kalınlığı için de bir ölçü yoktur.
Hatt-ı rikâada harflerin çoğu bitişiktir.
Çabuk yazılabilir bir yazı olduğundan mektup vesaire yazmakta kullanılmıştır.
Hatt-ı rikâayı, Rika hattı ile karıştırmamak lâzımdır.Rikada harflerin devir ve meyilleri daha da azaltılmıştır.Çok süratli yazılabildiğinden dolayı rika hattına el yazısı da diyebiliriz.
Rikâa hattı ise İCAZET YAZISIDIR.
(Rikâa), (Ruka)nın cemidir.
Ruka, kâğıt ve deri parçası demektir.
rakun veya reka kelimesi de sürat manasına gelir.
Bu manalar ışığı altında ;
Rikâa yazısı deri ve kâğıt parçalarına süratle yazılan bir nevi yazının adı olmuştur.
Rikâa yazısı stenografik bir mahiyet arz eder.
Kırık ve ufak hareketlerle daimî değişmeye ve çabuk yazılmaya elverişlidir.Hal ve makama uyar.Seyyal ve çevik bir kalem(yazı )olduğundan diğer yazı çeşitlerinde olduğu gibi belli bir hareket mebdei(Kalemin ilk başlangıç hareketi), hareket sahası ve hareket gayesi yoktur. Yazarken kalemin ilk konuluşunda belli bir meyil ile konulması, kalemin belli esaslarla hareket etmesi ile kalemin hangi meyille ve nasıl nihayete ermesi gerektiği hakkında belli kaideler gözetilmez.Yazanın takdir ve iradesine kaldığından ve yazıdaki üç mebde her an değişebilen bir elastikiyetle tatbik edilebildiğinden, harfleri çeşitli karakterlerde görmek bu yazıda mümkündür .Böyle yazılarda estetik pek düşünülmez, amelî kıymet daha büyük olmakla birlikte yine de estetikte ve icaze yazısı olarak ün kazanmıştır.
RİKA
HATT-I RİKA:
Divanî yazıdaki harf şekillerinin sadeleştirilmesi ile meydana gelmiştir.Divani yazı türünü Osmanlılar bulduğundan,Rika Yazısının mucidinin de Osmanlılar olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Devir ve meyilleri azaltılmış ve bu suretle yazıda çabukluk elde edilmiştir. Nesihten daha seri yazılır.
RİKA KIRMASI
BAB-I ALİ KIRMASI
İZZET EFENDİ RİKASI gibi çeşitleri vardır.
Rika, ll. Abdulhamid devrinden itibaren ;Müsvedde,Pusula,Mektup gibi yazılarda kullanılmıştır.
Rika, bir nevi rikâ?a demektir. Rikâ?a umumî olduğu halde rik?a daha hususî bir mana ifade eder.Nitekim rik?a kelimesi Sultan ll.Abdulhamid zamanında Mehmet İzzet Efendi (1841-1903) tarafından icat edilmiş olan ve İzzet Efendi Rikası diye şöhret kazanmış bulunan yazının adı olmuştur.
Rikanın en güzel resmî şekline Babızlı Rıkası denir. Seri yazılan el yazısıdır.
Rika celîsi, halen Kahire ve Bağdatta gazete başlıkları ve dükkân levhalarında kullanılmaktadır.
Bütün yazılarda olduğu gibi rikanın da en güzel yazılması 19. asra rastlar.
Rika yazısı Osmanlı da ilk (iptida) mekteplerde öğretilen bir yazı şeklidir.
DİVÂNÎ
HATT-I DİVÂNÎ:
Osmanlı İmparatorluğunun resmî yazısıdır.
Divânî yazı çeşidi, rikâanın birleştirilmesinden doğmuştur.
Düz ve devirli kısımların daha kısa şekilde tatbik edilmesi suretiyle çabukluk elde edilmiştir.
İNCE DİVÂNÎ
KIRMA DİVÂNÎ
CELÎ DİVÂNÎ diye çeşitleri vardır.
Divânî yazılara ÇEP YAZISI da denir.Son zamanlarda Divân-ı Hümâyûn da denilmiştir.
Divânî ve celî divânî yazı çeşitleri;
VAKFİYE
ÎLÂN
HÜCCET
İLM-I HABER gibi resmî kayıtlarda kullanılmıştır.
Divânî büyük kıtada olduğundan Sultanî denen abâdî kâğıtlara yazılır; bunların da âhârlılarından ziyade mührelileri tercih olunurdu.Çünkü aharsız fakat mühreli kağıtlara is mürekkebi ile yazılan yazılar kağıda daha çok nüfuz ettiklerinden,senelerce dayanır.
Divânî yazının en güzel, lâkin imzasız örnekleri 19.(on dokuzuncu) asırda görülür. 20.asır başlarında bu yazı mükemmel olarak Sâmî, Nâsih, Kâmil, Hacı Kâmil, Recâî Efendiler; Hakkı, Ferîd ve Süreyyâ Beyler ve muasırları tarafından yazılmıştır.
Şefik Bey ve bazı hattatlar celî divânî ile âyet-i kerîmeler yazarak büyükçe ve çok güzel levhâlar vücuda getirmişlerdir. Halen bu yazı pek kullanılmamaktadır. Ancak son senelerde Arap ülkelerinde âdeta moda derecesinde bir rağbet bulmuştur.
TALİK
HATT-I TALİK:
Talik yazı şeklini, rivayete göre HOCA EB?UL-ÂL, pehlevî yazısı ile kûfî furûat?ını birleştirerek, pehlevî hattıyla kufînin parçalarından çıkararak icat etmiştir.
Talik yazısı, İran yazısıdır.
Bütün harfleri devirlidir, yuvarlağımsıdır.Hatt-ı talikte düz çizgi, düz harf yoktur.Dolayısıyla makilî yazının tam aksi durumundadır. Makilî yazıda yuvarlağımsı harf yoktur.
Kalınlığı sülüs yazı kalınlığı gibidir.
Daha ince kalemle yazılan talik yazılarına;
İNCE TALİK
HURDA TALİK ve
GUBARî TALİK denir.
Kalın kalemle yazılan talik yazısına ise:
TA?LİK CELÎSİ denir.
KIRMA TALİK diye bir şekli daha vardır.
Ayrıca NESTALİK yazının kurucusunun da TEBRİZLİ HOCA MİR ALİ (823 h.,1420 m.) olduğu söylenir.
Talik yazısını da mükemmel bir şekilde yazan ve geliştiren yine Türkler olmuştur.
MUSENNÂ
HATT-I MUSENNÂ (AYNALI YAZI)
Çift karşılıklı yazıdır. Hatt-ı Musennâ (aynalı yazı) denilen bu yazı başlı başına müstâkil bir yazı şekli olmayıp mevcut yazı çeşitlerinin herhangi birinin sağlı sollu simetrik bir şekilde yazılmasıdır. Onun için eskiden birçok hattat buna fazla rağbet göstermemişlerdir. Ancak tamamen bir süs mahiyetinde olduğu için zengin ve kıymetli numunelerimiz vardır:
Râkım ın Fatih de Nakşidil Valdesi türbesi yan bahçesi önünde, cadde üzerindeki çeşmede bulunan musennâsı ve Hattat Şefik Bey, Alâaddin Bey, Hattat Faik Efendi ve en son Tuğrakeş Hakkı Bey in musennâsı ile;
Bursa Ulu Cami de,
Top kapı Sarayı Müzesi yazı salonunda,
Türk İslâm Eserleri Müzesi nde
Şişli Camiinde,
Tophâne Kılıç Ali Paşa Camii kapısında,
Bab-ı Humâyun iç ve dışındaki musennâ yazılarını söyleyebiliriz.
SİYÂKAT
HATT-I SİYÂKAT
Dünyada en süratli yazılan yazı siyâkat yazısıdır.Rika yazısından da daha süratli yazılır.
Harflerde değil, her kelimede kısaltma yapılarak yazılmış bir yazı çeşididir.Çok defa nokta bile kullanılmamıştır.
Siyâkat yazısını okumak çok zordur.Siyâkat yazısını ancak bu yazıda uzmanlaşmış kişiler okuyabilir.Siyâkat yazısı Maliye,Tapu, Evkaf gibi dairelerde resmî kayıtlar tutmada çok kullanılmıştır.
Siyâkat, 15.asırdan beri yazılmakta olup daha ziyade 16.asırdan itibaren gelişmiştir.
KIRMA VEYA HURDE YAZILAR
Hurde,her yazı türünün kendi ölçüsünden daha küçük ebatta ve ince yazılması şeklidir.
Meselâ; sülüs yazı şeklinin, sülüs yazı bünyesinin süratli yazılması için fedakârlık yapmak suretiyle daha küçük ve ince yazılarak sülüs hurdesinden rikâa şeklinde bir yazı yazılabilir.Kalem Güzeli 1.cilt 103.sayfada ŞEYH HAMDULLAHın yazmış olduğu yazıda rikâa yazısının sülüs hurdesinden, dolayısıyla sülüsten çıktığını görebiliriz.
Başka bir deyişle kırma veya hurde; tevkî ve rikâa yazı şeklinin yalnız veya bir arada rol aldıkları her yazıda aslından biraz fedakârlık yapılarak yazmada süratlilik temini için ince kalemle yazılmasına denir.(Kalem Güzeli,1.cilt,s.89,90-88, 89,90,91,92,93.no.lu resimler)
Şikeste:Hurde veya kırmanın Farsçası şikeste dir.
Şikeste yazı denildiğinde, kırma-kırıklı bir yazı ile yazılan kırma yazı akla gelir.
Şikeste yazı şekli ayrıca İranlıların mektuplarında ve el yazılarında kullandıkları bir yazı çeşididir.
Siyâkat yazı şeklinden sonra okunması zor yazılardan sayılır
HATT-I MAĞRİBÎ
Mağrib adı verilen Fas, Tunus ve Cezayirlilerin yazılarına denir.
Biraz kûfîye benzer.
Hatt-ı yemani: Arap harflerinin asıl ve esasını meydana getiren yazılara verilen ad.
Hatt-ı Yemanî yazıya hatt-ı hamiri de denir.
HAT ZER ENDÛD
Altınla yazılmış celî-kalın yazılara hat zer-endud denir.
(Hattat Hamid? in celî ta?lik yazısı ile yazmış olduğu hat zer endûd bir levhâsı)
HATT-I ŞECERÎ
Uydurma bir yazıdır. Yazıyı iyi öğrenemeyenler güya ağaç dallarını yazının şekline göre dizmişler ve tertip yapmışlar. Buna da hatt-ı şecerî demişlerdir. Bu yazının hiçbir sanat kıymeti yoktur.