Tashih usülleri:
Tashih işinde başlıca üç safha vardır:
A-Silmek
B-Kazımak
C-Kalemle düzeltmek
A-Silmek:
Tashih yapılması gereken bir yazıda el ile silmek mümkün olmayan yerlerde, bükülmüş ince bir kâğıdın ucu dil üzerinde hafifçe tükürüklenerek ıslatılır. Tükürük lüzûcetli olduğundan, silerken yazının mürekkebini dağıtmaz. (su dağıtır; çünkü lüzûcetsizdir.) Bükülerek sivriltilmiş ve tükürükle ıslatılmış kâğıdın ucu ile yazıdaki fazlalıklar dıştan içe doğru silinir. Silerken leke bırakmamaya ve kâğıdı zedelememeye dikkat etmelidir.
B-Kazımak:
Silmek mümkün olmayan veya lüzum görülen ufak pürüzler tashih kalemtıraşı (Resim- ) ile veya keskin uçlu bir çakı, yahut neşter ile dıştan içe doğru hafifçe kazıyarak giderilir. Kâğıda temastan kaçınmalı,üstündeki yazı kazınmalıdır
CKalemle düzeltmek:
Yazıdaki noksanlar tashih kalemi ile doldurulur. Tashih kaleminin kenarlarının keskin ve tashih mürekkebinin tashihi yapılan yazının mürekkebiyle uyumlu olmasına dikkat edilir.
Tashih kaleminin ucu ince ve pürüzsüz olmalı, ayrıca çok mürekkepli olmamalıdır. Noksanlar mümkün olduğu kadar yazının mürekkebini yedirmek suretiyle doldurulmalı ve zaruret olmadıkça sonradan mürekkep ilâve edilmemelidir. Bunun için de tashih mürekkebinin koyuluğu, tashihi yapılan yazının mürekkebinden daha az olmalıdır. Her ilâve, yazının kabarmasına ve kalem hareketinden ve tabiatından doğan fıtrî karakterlerin kaybolmasına, ayrıca yazının tashih edilen kısımların koyulaşmasına sebep olur. Bu durum yazıyayazma değil, yapma çeşnisini verir.
Yazıda bazı yerlerdeki fazla parlaklık mürekkepteki zamkın fazlalığından ileri geldiğinden, zamklı parçaları biraz donuklaştırmak için, biraz zırnık veya zırnıklı donuk mürekkeple o yerler tashih edilir veya bal mumunu ılık ılık zamklı kısımlar üzerine bastırarak fazla olan parlaklık giderilebilir.
Sülüs, nesih, ta?lik gibi ve bunlar ayarındaki yazıları tashih ederken evvela fazlalıklar giderilir; sonra eksikler tamamlanır.
Tashih sonunda yazının mürekkebi kırçıllı bir durum arz etmemeli, parlaklık ve matlık aynı ayarda olmalıdır. Bu ayarı vermek için de koyuluğu daha az olan tashih mürekkebi kullanılır.
Kalın yazıların tashihi
Kalın yazıdan maksat (2.1 mm- 2.5 mm kalınlığındaki) sülüs kaleminden daha kalın olan (3 mm.) ve kalınlaştıkça celi namını alan yazılardır. Tashihleri yukarıda yazıldığı gibi yapılır. Tashihte parça aralıklarını doldurmak en sona bırakılır.
En sonunda da ince bir kontrol tashihi yapılır.Buna da ince tashih denir. Hatta burada hattat Hasan ÇELEBİ Hoca nın tabiri ile pire ciğerini bile görüp gidermek gerekir.
Nazif Bey, celî yazılarını pertev-suz (küçük tiyatro dürbünü) ile tersinden bakarak sülüs kalınlığı ile görüp aksaklıkları doldurarak veya düzelterek tashih yapmıştır.
3-TAKLİT EDEREK YAZMA
Bir yazıyı taklit ederek yazmanın en doğrusu o yazıya bakarak yazmaya çalışmaktır. Azını yapabilen zamanla tam benzerini de yapar, hatta daha iyisini de yazabilir.
(Ahmet Karahisarî nin yazısını manevî evlâdı Hasan ÇELEBİ den başka kimsenin taklit edemediğini tercüme-ı hâlinden anlıyoruz.)
Şeyh Hamdullah, Hafız Osman, Mustafa Rakım, Şevkî ve şivesi kendisine tamamen zıt olan Mahmud Celaleddin gibi üstatların sülüs-nesih yazılarını da hattat ve neyzen Mehmet Emin Yazıcı (1883-1945) aynen taklit ederek meslektaşlarını hayretler içinde bırakmıştır.
Uğur Derman, Neyzen Emin Yazıcı nın taklitte bu derecedeki üstün başarısını nasıl gerçekleştirdiğini şu şekilde tespit etmiştir:
Emin Efendi nin taklit etmek istediği yazıların üzerine yarı şeffaf (karamelâ kâğıdı- parşümend) kâğıdını koyduğu ve elini o hattatın şivesine alıştırdığı, hatta alışına kadar bunu tekrarladığı, eli kıvama gelince âhârlı kâğıda kendi üslubunca bir eser verircesine rahatlıkla yazdığı ve sonunda da ince tashihten geçirdiği görülmektedir.
Merhum Halim Özyazıcı da Medresetul-Hattatîn deki hocası Hasan Rıza Efendiden taklitle yazılan yazının ancak aynı meyilde katt edilmiş (kesilmiş) bir kalemle mümkün olabileceğini söylüyor.
Görüldüğü üzere taklit ile bir yazının yazılması yine bir hattat tarafından ve belki de aslını yazmaktan daha zor bir şekilde mümkün olabiliyor. (Zirve sanatın, Hüsn-ı Hat olduğu bir kere daha tekid edilmiş oluyor.)
4-KOPYA EDEREK YAZMA
Bir yazının (hüsn-ı hattın) aynen kopyasını dahi almak, onu yazmak kadar zordur. Yazının inceliklerine vakıf olmayanlar için bu zorluk bir kat daha artar ve ekseriya menfi netice verir. Onun için buradan hat yazılarını kopya edenleri ve kopya etmek isteyenleri uyarmak istiyoruz:
Bir yazının haiz olduğu bediî karakteri, canlılığı, şive ve hâli muhafaza ederek kopyasını almak başlı başına bilgi, anlayış, dikkat, kudret ve sabır gerektirir. Kopyalamak bile bir sanat ve ihtisas işidir. Onun için kopya işini yapmak isteyenlerin bu işi yapmadan önce hat sanatında bir hocadan, bir hattattan ortalama en az iki sene ders almaları ve bir çıraklık ve talebelik devresi geçirmeleri gerekir. Aksi takdirde kopya ederek yazdıkları yazılar hüsn-ı hat olmadığı gibi sanat değeri taşımayan basit ve güzelliğini kaybetmiş, eğri büğrü çizgiler olmaktan öteye geçemez. Hatta bu tür hareketleri Zirve sanat Hüsn-ı Hatta ihanettir. Para kazanmak maksadıyla veya başka sebeplerle kopya çekmesini bile bilmeden kopya yaparak, bu tür hareketlerde bulunmak ve daha da ileri giderek Bu yazının hattatı benim. şeklinde bir sahtekârlığa girişerek hüsn-ı hat sanatına ihanet etmeyiniz. Sonra çok sorumlu olursunuz. Hüsn-ü Hat çeşitlerinden nesih yazısının üzerine kâğıt koyup aynen kopya yapsanız bile bu tam kopya değil, kopya edenin şahsiyetinden biraz da bir şeyler karıştırarak yazması demektir ki kişiliğinizi ortaya koyar,foyanızı meydana çıkarır.Onun için Nesih gibi ince yazıların kopyaları bile yapılamaz.